.::Genç Edebiyat::.
Hoşgeldiniz,Foruma ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım kriterlerini okuyunuz.Eğer üye olmak istiyorsanız "Kayıt Ol" butonuna tıklayınız.Eğer üyeliğiniz varsa,"Giriş Yap" butonuna tıklayarak üye girişi yapabilirsiniz.Gösterdiğiniz ilgi için teşekkürler...
FORUM YÖNETİMİ

Bilgi ve İletişim İçin:edebiyatgenc@hotmail.com

.::Genç Edebiyat::.

Çaylak Edebiyatçıların Gayrı Meşhur Toplanma Platformu
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaYeni MesajlarKayıt OlGiriş yapBiz Kimiz?...

Paylaş | 
 

 SAİT FAİK ABASIYANIK

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Fırat
Genel Yönetici
Genel Yönetici
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 33
Yaş : 23

MesajKonu: SAİT FAİK ABASIYANIK   Salı Ekim 27, 2009 6:55 pm

SAİT FAİK ABASIYANIK




23 Kasım 1906’da Adapazarı’nda dünyaya geldi. İstanbul'da 11 Mayıs 1954’te
sirozdan yaşamını yitirdi. İlköğrenimini Adapazarı Rehber-i Terakki Mektebi'nde
yaptı. İki yıl Adapazarı İdadisi'nde öğrenim gördü. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra ailesi İstanbul'a yerleşince
İstanbul Sultanisi'ne girdi. Onuncu sınıfta bir öğretmene yapılan şaka yüzünden
sınıfı dağıtılınca Bursa Erkek Lisesi’ne geçti, 1928'de buradan mezun oldu.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde bir süre eğitim gördü. Ekonomi
öğrenimi için İsviçre Lozan'a gitti. Kısa süre kaldı ve Fransa’ya geçti. 3 yıl
Fransa’da Grenoble'da yaşadı. Eğitimini yarım bırakarak 1933'te İstanbul'a
döndü. Kısa bir süre Halıcıoğlu Ermeni Yetim Mektebi’nde Türkçe grup dersleri öğretmenliği yaptı. Babasının desteğiyle girdiği
ticarette de başarılı olamadı. Daha sonra hiçbir işle uğraşmadı. Geçimini
babasından kalan mirasla sürdürdü. Yaşamını Şişli’de Bulgar Çarşısı’ndaki
apartman ve Burgaz Ada’daki köşklerinde annesiyle geçirdi.

Şiir yazmaya
İstanbul Sultanisi'ndeki öğrencilik günlerinde başladı. Öyküye Bursa'daki
öğrencilik zamanında geçti. İlk öyküsü "Uçurtmalar" 9 Aralık 1929'da Milliyet gazetesinin sanat sayfasında yayınlandı.
1934-1940 arasında Varlık, Ağaç, Servet-i Fünun Uyanış, Ses, Yeni Ses, Yaprak, Yenilik
gibi dergilerde yayınlanan öykülerinle tanınmaya başladı.
Sait Faik ilk ürünlerini ortaya koyarken, Türk öykücülüğünde durum şöyleydi: Bir
yanda Ömer Seyfettin'in "milli hikayecilik" etkisi sürüyordu. Refik Halit Karay'dan F. Celalettin'e uzanan gülmece
ağırlıklı "fıkra-öyküler yönelimi" vardı. Sabri Ertem ve Sabahattin Ali ile yerine oturan "gerçekçi yönelim" ve
Memduh Şevket Esendal'ın içten ve yalım anlatımı. Sait Faik bu ortamda ilk
öyküleriyle gözlemci bir yazar olarak belirdi. Ama kısa sürede öyküyü olaydan
sıyırmaya yöneldi. Bu yönelişinde onun gerçeği ya da durumu bir anlatıcıdan,
kendi "ben"inden geçirme eğiliminin de büyük payı vardı. Bu, öykülerinde doğal
bir öznelleşme süreci hazırladı. O "ben" evrensel bir insanlık duygusunun odağı
olduğu için, insanlığın tüm çelişkilerini, bunalımlarını öyküsünün temeline
yerleştirdi. Ona göre her şey insanı sevmekle başlar. İlk dönem ürünü öykü
kitaplarında Adapazarı ile İstanbul'daki çocukluk ve ilk gençlik yıllarını
anlattı.

Sonraki yapıtları giderek bir şiirsellikle doldu. "Lüzumsuz
Adam", "Mahalle Kahvesi", "Havada Bulut" gibi eserlerinde esnaf, işsizler gibi
dertli insanlara, toplumun acı çeken kesimlerine yöneldi. "Kumpanya" ile
öykülerine giren karakterler arttı. Gezgin
tiyatro
topluluğu, cambazhane çalışanları, emekli miralay, Galata,
Samatya, Yedikule'deki deri işçileri, meyhaneler, sabahçı kahveleri, çımacılar,
garsonlar. "Son Kuşlar"da bir tür düş kırıklığı hissedilir. Sait Faik, toplumsal
düzenin çirkinlikleri, sahtelikler, adaletsizlikler karşısında direnen insanın
yalnızlığını keşfeder. Sonraki kitaplarında bu karamsarlık artar. "Alemdağda Var
Bir Yılan"la gerçeküstücülüğe yöneldi. Hikayedeki konu ve olay akışını iyice
ortadan kaldırdı. Öykülemeyi ruhsal değişiklikler yoluyla yaptı. Gerçeküstücü
öğelerle kişinin yalnızlığı ve bunun yarattığı acıları irdeledi. Öykü, roman ve şiirlerini yaşamın hakkını vermek için yazdı.
Sürekli kullandığı ana tema yaşama sevinci oldu. Sıradan insanlar, işsizler,
hamallar, balıkçılar, sokak kadınları, kimsesiz çocuklar, emekçiler ve küçük
burjuvalar onun insanlarıdır. O bu insanlarda evrensel insanı yakaladı. Aynı
zamanda bir İstanbul öykücüsüdür. Doğa güzellikleri karşısında başı döner.
Toplumsal sorunlar onu bireysel planda bir hayıflanmaya sürükler. Böyle anlarda
karamsar bir tablo çizer. Toplumsal çelişkiler karşısındaki tavrı öfke, yenilgi
ve kaçış olur.

Ölümünden sonra Burgaz Ada’daki evi müze haline
getirildi. Annesi "Sait Faik Hikaye Ödülü" oluşturdu. Çağdaş edebiyata
katkılarından dolayı Amerika’daki Uluslararası Mark Twain Derneği’nin onur
üyeliğine seçildi.

ESERLERİ

ÖYKÜ:
Semaver (1936)

Sarnıç (1939)
Şahmerdan (1940)
Lüzumsuz Adam (1948)
Mahalle
Kahvesi (1950)
Havada Bulut (1951)
Kumpanya (1951)
Havuz Başı (1952)

Son Kuşlar (1952)
Alemdağ’da Var Bir Yılan (1954)
Az Şekerli
(ölümünden sonra, 1954)
Tüneldeki Çocuk (1955)
Mahkeme Kapısı (Adliye
röportajları) (1956)
Balıkçının Ölümü-Yaşasın Edebiyat (1977, derleyen
Muzaffer Uyguner)
Açık Hava Oteli (1980, Konuşmalar-mektuplar derleyen
Muzaffer Uyguner)
Müthiş Bir Tren (1981, deleyen Muzaffer Uyguner)


ŞİİR:
Şimdi Sevişme Vakti (1953)


ROMAN:
Medar-ı Maişet Motoru (1944, ikinci baskı
1952'de "Birtakım İnsanlar" adıyla)
Kayıp Aranıyor (1953)
Yaşamak Hırsı
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.gencedebiyat.0forum.biz
 
SAİT FAİK ABASIYANIK
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
.::Genç Edebiyat::. :: Edebiyat :: Biyografi-
Buraya geçin: